Wednesday, February 22, 2006

cocuga notlar...

... Her an pusuda bekleyen bir hayvandır korkaklık. Hepimize, her gün saldırır; kendisini paramparça etmesine izin vermeyen insanların sayısı ise çok azdır. Temkinlilik adına, kolaylık, çabukluk adına, kimi zaman bilgelik adına parçalanırlar. Bir tehlikenin tehdidi altında korkak olan insanlar, tehlike ortadan kalkınca atak olurlar birden. Sen hiçbir zaman tehlikeden kaçınmamalısın, korku seni geri çekerken bile. Dünyaya gelmek başlı başına bir tehlike zaten. İlerde, doğmuş olmaktan dolayı yerinme tehlikesi.

Belki seninle bu biçimde konuşmak için çok erken. Belki şimdilik üzücü ve çirkin şeylerden söz etmemeli, yalnızca sevinç ve masumluk dolu bir dünya anlatmalıyım sana. Ama bu seni bir tuzağa çekmek demek olur, çocuk. Dünyanın, yürürken tökezleneceğin, düşüp canını acıtacağın, taşlarla dolu bir yol değil de üstünde yalınayak yürüyebileceğin yumuşak bir halı olduğuna seni inandırmaya çalışmak demek olur. Oysa taşlardan korunmak için demirden ayakkabılar giymek gerek. Bu bile yeterli değil üstelik, çünkü sen ayaklarını korurken adamın biri yerden taşı almış, kafana atmaya hazır olacaktır.

Oriana Fallaci

....... ama bir yandan da:

BAHARDA

Buradayım:
Genişliyorum.
Uzanıyor dallarım berrak havaya
yeşil titreşimli, dingin, dolu.
Dalıyor köklerim karanlık toprağa
koyu gizemli, serin, güçlü.

Buradayım:
Yükseliyorum.
Oysa buradayadım -
kuruyordum.
Yapraklarımı hışırdatan rüzgarlar
alıp götürüyordu nemimi.
Gövdemi eğip büken fırtınalar
sarsıyordu köklerimi.

Buradaydım:
Çürüyordum.
Tepemde durmak bilmez güz yağmurları
dibimde birikip duran yeraltı suları.
Dallarım ıslak, köklerim patlak
yapraklarım sarı-kızıl, ölüm rengi.

Buradaydım:
Yitiyordum.

Ama buradayım:
Dayandım.

Baharın serin esintilerine
arındırıcı sağanaklara
ılık ışıklara dek -
ki bir tomurcuk birikip içimde
patladı en uç dalımın en ucunda
açtı yapraklarını, uzanarak güneşe
yayıldı, dolarak gökyüzüne.

Buradaydım:
Canlandım.
Buradayım:
Yeşeriyorum.

Şimdi özlediğim
taptaze bir gonca
büklümleri arasından
özlediğim
rengarenk bir çiçek
açacak, doluluğumu saçacak havaya
çağırarak bütün arıları
olgunlaşacak.

Buradayım:
Çiçekleniyorum.
Şimdi özlediğim
yemyeşil bir meyve
diriliğinin ortasından
özlediğim
dopdolu bir çekirdek
düşecek, olgunluğumu götürecek toprağa
çağırarak bütün anıları
dolgunlaşacak.

Buradayım:
Oluşuyorum.

Buradaydım:
Yokoluyordum.
Buradayım:
Varoluyorum.

Buradaydım:
Yoktum.
Buradayım:
Varım -
oluyorum.

Oruç Aruoba

3 Comments:

Blogger RA said...

durup sağda solda açan börtü böcekle konuşup laf anlatmaya çalışıyorum hafta başından beri, diyorum uyuyun azıcık daha..biliyorum geliyoor işte ooo yine geliyor...yine güzel geliyor! Beni de kımıldatıyor...oramı buramı gıdıklıyor bu havalar ;-)

1:06 AM  
Blogger ertantra said...

Bence sen de de erken bahar sendromu.... Aslı gelince neler olacak bakalım:))))))

3:11 PM  
Blogger JoA said...

nasil mi olacak? deli olucazzzz deliiiii:)))

demistim ya motorda sigara icerken elim usumuyor artik. daha ne olsun?

arzu hakli, yine guzel geliyor!
:)))

4:16 PM  

Post a Comment

<< Home