gece-gündüz
aslında tam olarak ne yazacağımı bilmiyorum. sadece bugün, şu anda, tam da bu noktada sadece yazmak istiyorum. kafamdaki düşünceler, birkaç haftalık bir bebeğin ultrason görüntüsüne benziyor. net olarak görülebilen tek şey bir nokta. o noktayı biliyorum ama hayır, yazmak istediğim o değil. noktanın çevresindeki bulanık görüntüleri yazmak istiyorum galiba. ultrasonda sadece doktorların anladığı o görüntüler. kafamdaki bulanık görüntüleri kim anlar, ben bile anlamadıktan sonra? acaba benim işim de bu mu olmalı? kendi aklımın oyunlarına uymadan, onları anlamaya çalışmak. ya da çok kurcalamamalı mı? bildiğim şu: gözleri okuduğunuz zaman çok şey görüyorsunuz. bu doğaüstü bir yetenek filan değil. sadece bakmayı öğreniyorsunuz, baktığınızda resmin arkasında kalanları görmek üzere eğitiyorsunuz kendinizi. günlük hayatınızda ne kadar avare, bol kahkahalı, çalışkan, gamlı baykuş kıvamında mutsuz ya da sorumluluk sahibi olursanız olun, bunu öğrendiğiniz zaman sizi başkalarından ayıran bir şey oluyor. karşınıza sizin gibi göz okuyan biri çıktığında tereddüt ediyorsunuz. çünkü her zaman siz yakalayamazsınız, bazen de yakalanırsınız. işte o zaman gülüşlerin arkasında saklamaya çalıştıklarınızın bir kısmı enselenir. enselenmek o kadar da kötü bir şey değildir. seçiminizi yaparsınız: deşifre olmak istemiyorsanız gidersiniz. "yok, bu kadardan bir şey olmaz" diyorsanız kalırsınız.
shrek'teki prenses ne diyordu? "gece başka, gündüz başka." gecesi gündüzü aynı olanların şerefine:
ayna gibi bir dönem içinden geçmeye korktuğun
şimdi. burada. hiç kimse yok. kendinden korkuyor
musun. bırak tut elinden, bileğinden kavra
kimin ama kimin diye bir ses
yankılanır gözyaşı vadilerinde!
bir kömür madeni düşün bir köşesinde bir ayna
karaltıların arasında parıldayan bir cisim
daha uzak hiçbir şey olamaz sana - bir ayna.
Lale Müldür
shrek'teki prenses ne diyordu? "gece başka, gündüz başka." gecesi gündüzü aynı olanların şerefine:
ayna gibi bir dönem içinden geçmeye korktuğun
şimdi. burada. hiç kimse yok. kendinden korkuyor
musun. bırak tut elinden, bileğinden kavra
kimin ama kimin diye bir ses
yankılanır gözyaşı vadilerinde!
bir kömür madeni düşün bir köşesinde bir ayna
karaltıların arasında parıldayan bir cisim
daha uzak hiçbir şey olamaz sana - bir ayna.
Lale Müldür

2 Comments:
selamlar,
curetimi bagislayin lutfen.tepkimi gosteremeden edemedim.yazdiklariniza birazda satir aralarindan baktim.etkilendim ,bir siirden bir dize aklima geldi;
sunun surasinda kac kisi kaldi aynada kendi iskeletine kadar gorebilen.
Butun gunlerin guzel gecsin.
hosgeldin:) curet ne demek, cok sevindim. ben de sinsi sinsi senin blog'u okuyordum, sen once davrandin:))
aslina bakarsan bu yaziya yorum yapmana ozellikle sevindim. ve simdi google'a dalip bir dizesini yazdigin siirin tamamini bulmaya calisacagim.
cok tesekkurler...
Post a Comment
<< Home