Tuesday, August 28, 2007

uzun zaman önce verilmiş bir söz

söz vermiştim, hepsini tutamadım ama en azından birini yazmak istedim.


HER KİMSEN

Her kim olduğunu sanıyorsan,
bir daha düşün.
Her ne öğrendiysen,
unut.
Her ne hissetmeye başlıyorsan,
yepyeni olduğunu duy.
“Sen”i oluşturan her ne varsa,
boz, yeniden yap.
Sevmek dediğin her ne ise,
yeniden sev.
Başladığın yerdeki masumiyeti
anımsıyor musun?
Başladığını bitirmek için o masumiyeti yeniden bul.

K.

Sunday, August 06, 2006

havaalanı notları

uzun zamandır yoktum ortalarda. istanbul'daydım çoğunlukla ama 1 haftayı antalya'da, köyümde, atalarımın doğduğu evde geçirdim. derseniz ki bu sana ne kattı: hiçbir şey. sadece bunların benim için pek de fazla bir şey ifade etmediğini anlamış oldum bir kez daha. şimdi antalya havaalanındayım. çok erken geldim buraya. saatlerdir bekliyorum istanbul'a dönmek için. hiç sıkılmadım. yalnızlığın tadını çıkardım. kitap okudum, kahve içtim, bir haftadır doğru dürüst takip etmediğim haberlere göz attım. hayır, bıraktığımdan daha iyi bulmadım dünyayı tabii ki. birkaç test çözdüm.

yalnız geçirilen süreler insana iyi geliyor. bana da iyi geldi. hayatımda kemikleşmiş olduğunu sandığım ya da yeni tanıyıp birlikte çok iyi zaman geçirdiğim insanların hayatımdan çıkarılamaz olduğu düşüncesinin saçmalığını gördüm. bu nedenle bir yapboz gibi yeniden kurguladım yaşantımı. gerçek değişmezlerimi çözmeye çalıştım. ve buldum. gerçek hedeflerimi sorguladım ve onları da buldum. hangi noktada oluruna bıraktığımı ya da bırakacağımı düşündüm. hepsini özeti aslında şu: ben varım ve var olduğum sürece her şey benim istediğim gibi olacak.

artık benden beklenen "makinalı tüfek cümlelerini" söylemeyeceğim. ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. hepiniz sağlıcakla kalın.

Saturday, June 24, 2006

yorumsuz

Arada bir, bir yanım kaçsam diyor uzağa; katsam diyor önüme canımı yorganımı... Arada bir, bir yanım düşsem diyor tuzağa; geçsem dünyanın derdini, varsam cennetime diyor. Ama o öbür yanım var ya, öbür yanım, korkak diğer yarım... Kurtulmak kolay mı kendinden, sıyrılmak kolay mı derdinden?

Arada bir, bir yanım yıksam diyor şu dağı; görsem diyor ardını, yarimi, yarınımı... Arada bir, bir yanım küstüm diyor o yana. Senden dost olur mu, korkarsan kaybettin diyor.

****

Bir sabah olsa, bin bir umutla, güneş bile açsa... Açmaz, saçma! Bir gece olsa, samanyolu hatta, yıldız bile kaysa... Kaymaz, saçma! O son sözü duymak bile fazla inan. İyi niyet değil, şefkat değil, nereden bu dil? Kendine iyi bak deme; denmez, saçma! Kendime bakarım elbet, sen hiç korkma. Kendine kalıyor insan eninde sonunda. Sen bize iyi bak Tanrım, sevdalı kullarına!

Tuesday, June 20, 2006

ağlamadan

ağlamadan
dillerim dolaşmadan
yumruğum çözülmeden
gecenin karşısında

gündelik sözler arasında
bir aşkın komasında
yumruğum çözülmeden
gecenin karşısında

şafaktan utanmayıp
utandırmadan aşkı
üzerime yüreğimden başka bir muska takmadan

ağlamadan

belgeler gerekli
kanıtlar ifadeler
mühür ve imza
peşpeşe
kaç gece
yıllarca

ağlamadan
dillerim dolaşmadan
yumruğum çözülmeden
gecenin karşısında

haytanın biriyim ben
bunu bilsin insanlar
ruhumun peşindedir o eski yanlışlıklar

belgeler gerekli
kanıtlar ifadeler
mühür ve imza
peşpeşe
kaç gece
yıllarca

ağlamadan dillerim dolaşmadan

MFÖ - İsmet Özel karışımı bir "şey". çok tanımlayamıyorum. bir dönem delice dinlediğim bu şarkıya/şiire garip bir öfke duyuyorum şimdi.

isterdim ki ağlayan, yumruğu çözülen bir insan olayım. isterdim ki yardım isteyebileyim. çoğu kez dalga geçtiğim şu hassas, nazlı kızlardan biri olaydım. artık ben istesem de "şartlar olgunlaşmadığı" için hayat istemiyor. babam "iki ayağının üzerinde durmayı bileceksin" dediğinde bunu yapabileceğimi biliyordum. ama bunu bilmenin mutluluk getireceğini sanmıştım.

Sunday, June 18, 2006

deliveren

bence sezen aksu'nun en az anlaşılmış albümlerinden biridir deliveren. bir tek "keskin bıçak" sıyrıldı onca güzel şarkının arasından, bir de azıcık ucundan "sarı odalar". oysa neler neler var. hatta bir de haris alexiou düeti. hatırlatayım istedim...

Deliveren
Söz ağızdan çıktı bir kere
Şeytan da senden yana melek de

***

Gidiyorum Bu Şehirden

Gidiyorum yine bu şehirden
Ayaklarım geri geri
Tekerlekler almış başını
Dönüyor dönüyor
Sanki bütün büyük aşkların
Ortak kaderi
Ah beni en çok bu kahrediyor

Ah beni beni
Vah beni beni
Nerelere gideyim, nasıl edeyim
Al beni beni
Sar beni beni
Saramazsan eğer körfeze bırak
Gurup ile söneyim

***

Hoş Geldin

Hiç ummazdım
Oldu
Sonbaharda
Hediye gibi geldin
Hoş geldin
Safa geldin
Son ihtimalim
Bir sana kalmış halim
Hoş geldin

Seyirlik değil, ömürlük olsun
Dilerim bu defa bu son olsun

***

Sarı Odalar

Ben senin hayatından gittim oğlum
Hadi yerime koy birini koyabilirsen
Ben senin hayatından gittim oğlum
Hadi dur o sarı odalarda durabilirsen

Ben sen, sen diye bittim oğlum
Hadi bakalım unut unutabilirsen
Ben seni yudum yudum içtim oğlum
Hadi ol eskisi gibi olabilirsen

Uzak benden aşk uzak artık
Kanun mudur bu yasaklık?
İnan içimde yok fesatlık
Alırım başımı giderim efeler gibi hey

***

Hayat Sana Teşekkür Ederim

Oyuncak bebekleri sevmedim çok
Evcilik oynamayı
Alkışı sevdim
Bıçak sırtlarında dolaşmayı
Tehlikeli sularda seyredip pupa yelken
Geçici emniyetlere ulaşmayı
Kadınları, erkekleri, romanları
Hele başkaldıranları

Acılarım oldu herkes gibi elbet
Herkese kısmet olmayan sevinçlerim
Unutulmayı da göze aldım, evet
Hayat sana teşekkür ederim.

Tuesday, June 13, 2006

mahyam olsa bu gece...

minibüs arkası yazılardan mahya yapıp iki kulağımın arasına asasım var. öyle dolaşsam bütün gece sokaklarda. ışıl ışıl yansa kafam, tam ortasında garip bir şekilde hüzünlü ama yine de komik bir lafla. mesela şu: "sen hangi mevsimin yagmurusun?"

bir de bunlar var:

dünya dikenli bir hayat, sevenlerde mi kabahat?!

bir sabah uykusuna doyamadim bir de sana...

dünya delikanli olsaydi, yuvarlak olmazdi.

inat etme gökyüzü benim kadar aglayamazsin

gidisine kizlar, durusuna yollar hasta...

uzaktan sevecegim, haberin olmayacak.

benim için aglama gözlerinden olursun

asiksan vur saza, söförsen bas gaza!

çilemse çekerim, kaderimse gülerim!

sevene can feda, sevmeyene elveda!

alem bana,ben sana hastayim

ask çekenin, yol gidenin!

sarsildim ama yikilmadim


ne dersiniz? vahim mi? yok yahu. mahya dedim sadece, dövme değil.

Saturday, June 10, 2006

söz bende değil

The Way Back

But I am not lost
any more than leaves are lost
or buried vases
This is not my time
I would only give you second thoughts

I know you must call me traitor
because I have wasted my blood
in aimless love
and you are right
Blood like that
never won an inch of star

You know how to call me
although such a noise now
would only confuse the air
Neither of us can forget
the steps we danced
the words you stretched
to call me out of dust

Yes I long for you
not just as a leaf for weather
or vase for hands
but with a narrow human longing
that makes a man refuse
any fields but his own

I wait for you at an
unexpected place in your journey
like the rusted key
or the feather you do not pick up
until the way back
after it is clear
the remote and painful destination
changed nothing in your life

Leonard Cohen


L'ivrogne
Ami remplis mon verre
Encore un et je vas
Encore un et je vais
Non je ne pleure pas
Je chante et je suis gai
Mais j'ai mal d'être moi
Ami remplis mon verre
Ami remplis mon verre

Buvons à ta santé
Toi qui sais si bien dire
Que tout peut s'arranger
Qu'elle va revenir
Tant pis si tu es menteur
Tavernier sans tendresse
Je serai saoul dans une heure
Je serai sans tristesse
Buvons à la santé
Des amis et des rires
Que je vais retrouver
Qui vont me revenir
Tant pis si ces seigneurs
Me laissent à terre
Je serai saoul dans une heure
Je serai sans colère

Ami remplis mon verre
Encore un et je vas
Encore un et je vais
Non je ne pleure pas
Je chante et je suis gai
Mais j'ai mal d'être moi
Ami remplis mon verre
Ami remplis mon verre

Buvons à ma santé
Que l'on boive avec moi
Que l'on vienne danser
Qu'on partage ma joie
Tant pis si les danseurs
Me laissent sous la lune
Je serai saoul dans une heure
Je serai sans rancune
Buvons aux jeunes filles
Qu'il me reste à aimer
Buvons déjà aux filles
Que je vais faire pleurer
Et tant pis pour les fleurs
Qu'elles me refuseront
Je serai saoul dans une heure
Je serai sans passion

Ami remplis mon verre
Encore un et je vas
Encore un et je vais
Non je ne pleure pas
Je chante et je suis gai
Mais j'ai mal d'être moi
Ami remplis mon verre
Ami remplis mon verre

Buvons à la putain
Qui m'a tordu le coeur
Buvons à plein chagrin
Buvons à pleines pleurs
Et tant pis pour les pleurs
Qui me pleuvent ce soir
Je serai saoul dans une heure
Je serai sans mémoire
Buvons nuit après nuit
Puisque je serai trop laid
Pour la moindre Sylvie
Pour le moindre regret
Buvons puisqu'il est l'heure
Buvons rien que pour boire
Je serai bien dans une heure
Je serai sans espoir

Ami remplis mon verre
Encore un et je vas
Encore un et je vais
Non je ne pleure pas
Je chante et je suis gai
Tout s'arrange déjà
Ami remplis mon verre
Ami remplis mon verre
Ami remplis mon verre

Jacques Brel



DO
Dün sabaha karşı kendimle konuştum
Ben hep kendime çıkan bir yokuştum
Yokuşun başında bir düşman vardı
Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum

Özdemir Asaf

bugün benim söyleyecek sözüm yok. ama üstatlar söylenmesi gerekenleri zaten söylüyor. kendi sözcüklerimin kaypaklığında, sessizliğin şerefine... başkalarının sözcüklerinin sarsaklığında, suskunluğun şerefine... üstat sözlerinin parlaklığında, kıldan ince boyunların şerefine...

sağlıcakla